günlük yaşam

Bacalardan Tüten Fikirler

Bacalardan Tüten Fikirler
yazan mustafa

Siz, bacalardan bir ağırbaşlılık, bir eski zaman filozofluğu hâli sezmez misiniz? Dumanlar bana başlarındaki isli felsefe düşüncelerini buram buram dışarıya vuruyor zehabını verir. Tünekte hindiler ve damda bacalar kadar derin düşünceye dalmayı hiçbir şekil temsil edemez. Bazen bu manzaradan öyle sıkılıyorum ki bacaları sarsmak, kımıldatmak, “tefekkür”den kurtarmak istiyorum.

Büyük binaların kıta kıta, yan yana, başları katı şapkalı baca dizileri bana, nedense, Üçüncü Napoleon’un Solferino Meydan Muharebesi’ne ait tabloları hatırlatıyor. Tıpkı o resimlerdeki gibi bu bacalar da yere yatmayı bilmezler, avcıya yayılmazlar, dimdik ve birbirlerine yanlarından yapışık, ateş hattına öyle, kahramanca göğüs gererler!

Damların ağladığını hepiniz bilirsiniz: Yağmur altında… Fakat güldüğünü de ben gördüm: Kırağı yağdığı gecelerin sabahında! Hem ışık, hem de su olan, hem kara benzeyen, hem ter gibi dizilen bu taze, neşeli, inci şey damların bir tebessümü oluyor. Benim başım da bir damdır. Kenarında kâh kumrular ötüşen, kâh güvercinler öpüşen, kâh kediler gezinen bir dam… Güzel fikirlerin muhabbet veya zevk duygularının dolaştığı dam! Bazı insan başlarının damında baykuşlar yuva kurmuş; bedbinlik mekân tutmuştur; kargalar kanat çırpar, puhular göz açar. Benimkinde, isterim ki, küçücük, sevimli, hiçten, fakat hoş fikirler çırpınsın, serçeler cıvıldaşsın!

Diyanet Dergisi’nde görüp beğendiğim bir kısım sizinle de paylaşmak istedim.

Refik Halit Karay, Tanıdıklarım, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2009 

yazar hakkında

mustafa

teknoloji meraklısı araştırmayı seven bir zat-ı muhterem

1 yorum

yorumla